NEW YORK… NEW YORK…

NEW YORK NEW YORK



New York’u ilk kez ziyaret edenler, kente genellikle faltaşı gibi açılmış gözlerle ve büyük beklentilerle gelirler. ABD’de New York kadar eğlenceli yer az bulunur. Burada her aradığınızı bulursunuz: müthiş tiyatrolar, olağanüstü müzeler, lüks oteller, büyüleyici bir tarih, hareketli gece hayatı ve mükellef yemekler. New York’ta zor bulabileceğiniz tek şey huzur ve sessizliktir. Ama insan kaynayan sokaklara tepeden bakan yüksekçe bir otelde kalırsanız, Central Park’ın yüksek bölgelerine yolunuz düşerse ya da Cloisters’ta Hudson Irmağı’nın kuşbakışı manzarasına nazır bir terasa çıkacak olursanız, biraz huzur ve sessizlik bulabilirsiniz. 

İlk başta her şey şaşırtıcıdır: 12.000 taksi, yaklaşık 5.000 belediye otobüsü, toplam 10.300 km. uzunluğunda sokaklar, toplam 930 km.lik kıyı şeridi, 21.000 restoran ve 65.000 otel odası. Bununla birlikte, kalabalık sokaklara, yaygaracı sirenlere ve seyyar satıcı kalabalığına bir kez alıştıktan sonra, New York’un turistik yerlerinden ve müzelerinden başka pek çok özelliği olduğunu göreceksiniz. Burası insanların yaşadığı bir yerdir. New York’un 1.500 parkından birinde bir banka oturun ve gelip geçenleri seyredin ya da pitoresk Greenwich Village’ın labirentvari sokaklarında şöyle bir dolaşın. 

Bugün New York’a damgasını vuran bir özellik varsa, bu kentin, 1970’lerin ve 1980’lerin karanlık günlerinden kendisini nasıl çekip çıkardığıdır. Bugün suç oranı, New Yorkluların 1960’lardan beri görmediği seviyelere düşmüştür ve kent genellikle daha temiz ve daha işlektir. Sonuç olarak, (11 Eylül 2001’den sonra, otel rezervasyonlarında belirgin –ve geçici olduğu umulan– bir düşüş gözlenmiş olmakla birlikte) hem turistler hem de işadamları yıllardır görülmemiş sayılarla buraya akın etmektedirler. Büyüyen otelcilik sektörünün yanı sıra, sağda solda yeni ve iyi (hatta bazen çok da pahalı olmayan) restoranlar açılmaktadır ve bu, hem ziyaretçiler hem de kent sakinleri için güzel bir haberdir. 

Kentin kendini nasıl yenilediğini görmek isterseniz, birkaç yıl önce pornografik sinema salonlarıyla, yetişkinlere yönelik kitapçılarla ve terk edilmiş binalarla dolu olan Times Square’e bir göz atmakta fayda var. Port Authority otobüs terminali sokak kadınlarıyla doluydu; 42. Street, karanlık bastıktan sonra kimsenin uğramadığı bir yerdi. Günümüzde Times Square hâlâ kalabalık, ama artık burada yeni ve gösterişli iş merkezleri, oteller, yenilenmiş Broadway salonları, pırıl pırıl eğlence kompleksleri ve on binlerce turist boy gösteriyor. Sinema salonları ve kitapçılar büyük ölçüde temizlendi; MTV ve Conde Nast gibi medya devleri, Toys R Us gibi mağazalar ve Madame Tussaud’s gibi mekânlarla bu alan ıslah edilmiştir. Kimi New Yorklular Times Square’in kocaman bir temalı parka dönüşmüş olmasından üzüntü duyarlar, ama bu bölgenin eskisinden çok daha canlı olduğu da göz ardı edilemez bir gerçektir. 

Gerçi her şeyin aynı derecede olumlu olduğu söylenemez. Ülkenin en yüksek işsizlik ve yoksulluk oranlarından bazıları New York bölgesine aittir. Zenginlerle yoksullar arasındaki uçurum hiç bu kadar büyük olmamıştı. Kentte inşa edilmekte olan konutların çoğu yüksek gelir düzeyindeki kişilere hitap etmektedir. Bununla birlikte, South Bronx’tan Washington Heights’a, yüksek tabaka Upper East Side’dan Queens’teki Jackson Heights’a kadar, hemen her New York muhitinin anlatacak güzel bir hikâyesi vardır. 

Sıradan ölümlüler için böylesine karmaşık, kalabalık ve pahalı bir kentte yaşamak zordur, bu yüzden herkesin gergin olmasına şaşmamalı. New York City gibi büyük ve çok yönlü bir kentte, herkesin durumu iyi idare ettiği söylenebilir. Beş mahalle –Manhattan, Brooklyn, Queens, Bronx ve Staten Island– yaklaşık 8 milyon toplam nüfusa sahiptir. Bunların en kalabalık olanı Brooklyn’dir ve hem Brooklyn hem de Queens sakinlerinin sayısı, Manhattan’dakilerden fazladır. Burada Venedik’tekilerden fazla İtalyan, Dublin’dekilerden fazla İrlandalı ve Kudüs’tekilerden fazla Yahudi vardır. Eski belediye başkanlarından David Dinkins, New York’u “muhteşem bir mozaik” olarak tanımlamıştır. 

Koloni günlerinden bu yana göç alan New York, dünyayı sofrasına buyur etmiştir. Bugün kente zenginlik, mutluluk, özgürlük ya da sadece iş arayan çok sayıda göçmen gelir ve bu gelenler, girişimci ruhlarından başka belki de hiçbir şeyleri olmayan insanlardır. Ama dillerini ve geleneklerini, sempatilerini ve antipatilerini beraberlerinde getirerek, bu karışımı daha da zenginleştirirler. New York bir ergime potası olmayabilir ama kesinlikle baş döndürücü bir karışımdır. 

New York seyahatinin sonunda, kentin müptelası olup çıkarsınız. Hiçbir şey Midtown’un kalabalık sokaklarında ilk kez yürümek, sadece kitaplarda gördüğünüz sanat eserlerini karşınızda bulmak, feribot iskelesinde Özgürlük Heykeli’ni görmek, hatta bir kış günü Central Park’ta dolaşmak kadar coşku verici olamaz. Ne olursa olsun çekinmeyin. Nereye gittiğinizi bilerek yürürseniz, ortama uyarsınız. New Yorklular da bazen kendilerini turistler kadar yılgın hissederler. Ama bunu yüzlerinden anlamak mümkün değildir.

NEW YORK PRATİK BİLGİLER 

New York’a gelen herkes eşit muamele görür. Ziyaretçilere de ayrıcalık gösterilmez fakat kişisel güvenliğiniz için gereken birkaç kurala uyduğunuz müddetçe herhangi bir New Yorklu gibi kenti özgürce dolaşabilirsiniz. Otobüsler ve metro trenleri hem ucuz hem de güvenilirdir; kentin her köşesinde birçok ATM vardır. Paranızı hem bu bankamatiklerde hem de bankalar, oteller ve döviz bürolarında bozdurabilirsiniz. New York’taki oteller ve restoranlar çok geniş bir fiyat aralığında bulunduğu için son derece ucuza vakit geçirebilirsiniz; zengin eğlence hayatı seçenekleri ise New York seyahatinizin sıkıcı geçmeyeceğinin teminatıdır. 

Etrafı Dolaşırken

Hafta içi 08.00-10.00, 11.30-13.30 ve 16.30-18.30 arası şehrin en kalabalık saatleridir. Bu zaman dilimlerinde her türlü toplu taşıma aracı ile sokaklar tıklım tıklım olacaktır. Plan yaparken bunu göz önünde bulundurun. 

Tek bir bölgede birkaç yeri birden ziyaret ederek zaman kazanın. Bir yerden başka bir yere koşturup yorgun düşmemek için Adım Adım New York bölümlerine bakarak birbirine yakın yerleri birden gezin. Hem bir yere ulaşmanın hem de etrafa göz atmanın en rahat ve elverişli yolu otobüse binmektir. 

Özellikle belli saatlerde şehrin kimi gözde yerlerinden uzak durmakta fayda vardır. Tren istasyonları, otobüs terminalleri ve metrolardaki halka açık tuvaletler de pek güvenli olmayabilir; uyuşturucu kullanıcıları ve evsizler, görevlilerin varlığına rağmen buralarda toplanırlar. 

Eğer adres sormak ya da başınızı bir yerlere sokmak isterseniz bir otel görevlisi bulmaya bakın. Pek çok otelde 24 saat vardiyalı çalışan danışma görevlileri vardır. 

Çalışma Saatleri

New York’ta çalışma saatleri genellikle 09.00-17.00 arasındadır ve öğle tatili yoktur. Bankalar daha erken kapanır (15.00) fakat daha uzun saatler boyunca (08.00-18.00) ve Cumartesi sabahları da açık olan bazı bankalar vardır. Pek çok müze Pazartesi günleri ve önemli tatillerde kapalıdır. Belli dönemlerde bazıları Salı ve Perşembe akşamları açılır (ayrıntılar için arayın). 

Müzeler

New York’ta müze kavramı, pek çok farklı kurumu kapsar. Buralarda 2 USD’den başlayan giriş ücretleri ya da cüzi bağışlar talep edilir. Önemli müzelerde ücretsiz rehberli turlar ve konferanslar bulabilirsiniz. Fifth Avenue’nun yakınlarındaki Museum Mile birkaç kapsamlı müzeyi birden bünyesinde barındırır. Bunlardan Frick Collection ile Cooper-Hewitt birkaç saatte gezilebilecek kadar ufaktır ama Guggenheim, Metropolitan ve Whitney gibi büyük müzeler için çok daha fazla zaman ayırmanız gerekir. 

Görgü Kuralları

New York’ta kamuya açık alanlarda ve binalarda sigara içmek yasaktır. Her ne kadar bazı restoranlarda tiryakiler için özel odalar olsa da, önceden telefonla teyit etmek en iyisidir. 

New York’a iş gezisine gelen işadamlarının, muhataplarına hediye getirmelerine gerek yoktur: Hem böyle bir beklenti yoktur hem de bu hareketler yakışıksız bulunabilir. Mutlaka bir şey getirecekseniz, ucuz ve ülkenize özgü bir hediye olmasına özen gösterin. 

Bahşiş New York yaşamının ayrılmaz bir parçasıdır: Taksicilere %10-15, garsonlara %15-20, barmenlere %15, oteldeki oda servisine %10 (eğer faturaya dahil değilse), vestiyere 1 USD, otel hizmetlilerine ilk günün ardından günde 1 USD ya da 2 USD, komilere bavul başına 1 USD, kuaförlere %15-20 ve berberlere ise %10-20. 

Turizm Danışma

New York City’yle ilgili tavsiye alabileceğiniz yerlerden biri NYC & Co. olarak bilinen New York Convention and Visitors Bureau’dur. Bu büroyu arayarak 24 saat telefonla bilgi alabilirsiniz. Times Square Visitors Information Bureau’nun ofisinde broşürler ve danışma masaları vardır. 

Otel lobilerinde ve müzelerde ücretsiz el ilanları bulabilirsiniz. Günlük gazetelerin hepsinde de etkinliklerle ilgili detaylı bilgiler vardır. 

Hafif Yemekler

Manhattan’da hemen hemen her yerde ve istediğiniz anda yiyebileceğiniz hafif yemekler bulabilirsiniz. New Yorklular sonu gelmeyecek gibi görünen bir biçimde sokak köşelerinde, barlarda, küçük restoranlarda ve şarküterilerde, gece ve gündüz durmadan bir şeyler yerler. New York’ta atıştırmak kavramı içine köşebaşlarında satılan gevrek ekmekler (pretzel) ile kestaneler, büyük sandviçler, sokak satıcılarındaki Yunan gyro sandviçleri (döner) ve bir kafe ya da büfede yenilen yemeklere kadar her şey dahil edilebilir. Sokakta fiyatlar düşüktür ama kalite garanti edilemez. 

Kafeler, Bistrolar ve Birahaneler

Kafeler, bistrolar ve birahaneler son yıllarda New York’ta moda yerler haline gelmiştir. Spring Street’teki Balthazar’ın mönüsü muhteşemdir. Grand Central Station’ın hemen üstündeki yeni Café Centro, öğle yemekleri sırasında genellikle kalabalık ve gürültülüdür ve işadamlarının gözdesidir. Mönüsü, Provence/Akdeniz yemekleri, balık çorbaları ve şerbetli tatlılardan oluşur. 24 saat açık Brasserie uzun zamandır hizmet vermektedir ve güvenilir Fransız yemekleriyle tanınır. Madison Avenue’da bulunan Bistro du Nord’un küçük ve romantik ortamında Fransız ve Amerikan yemekleri cazip bir şekilde sunulur. Downtown’daki Odeon, bira listesi ve geç saatlere kadar açık oluşuyla sevilen bir TriBeCa mekânıdır. Raoul’s, SoHo’da bulunan bir Fransız bistrosudur; rahatlatıcı havası ve güvenilir yemekleriyle sanatçıları ve diğer insanları buraya çeker. Greenwich Village’deki Elephant and Castle’ın minimalist bir dekoru vardır. Çorba, salata ve omletten oluşan öğle yemekleri ve diğer hafif yiyecekleriyle bilinir. Asıl ünü, kahvaltı ve brunchlarda sunulan büyük porsiyonlu ve düşük fiyatlı yiyeceklerden gelir. Bar ortamı da çok canlıdır. Chez Jacqueline de Village’de oldukça popülerdir. Fransız bistro yemekleri, Off-Broadway tiyatrolarının çoğuna olan yakınlığı ve düşük fiyatlı akşam yemekleriyle gençler ve turistler arasında sevilen bir mekândır. 

Theater District’te, bir Küba restoranı olan Victor’s Café 52’yi deneyin. Canlı bir atmosferde otantik Küba yemekleri dev porsiyonlar halinde makul fiyatlarla sunulur. Chez Josephine, canlı caz piyano müziğiyle bir bistro-kabaredir. Fransız yemekleri mükemmel olsa da, buranın ilgi odağı sahnesidir. La Boite en Bois küçük bir mekândır ama çok lezzetli Fransız bistro yemekleri vardır. Lincoln Center’a çok yakındır. Yine civardaki Vince and Eddie’s, lezzetli Amerikan yemekleriyle dikkat çeken muhteşem bir yerdir. Upper West Side’daki Sarabeth’s’i bir sınıfa sokmak biraz güç olsa da, “kafe” demek yanlış olmayacaktır. Burayı ziyaret etmek için en uygun zaman ailelerin gofretleri, tostları, krepleri ve omletleri mideye indirdiği hafta sonu kahvaltıları ve brunchlarıdır. 

Gramercy bölgesindeki Les Halles, New York’taki diğer Fransız bistrolarına benzer. Gece geç saatlerdeki gürültülü ortamına rağmen kızartmaları ve et yemekleri buna değer. 


Çay Salonları

Demli, gerçek bir fincan çay içebileceğiniz yerler, sadece New York’un pahalı otellerinin çay salonlarıdır. Buralarda çay servisi saat 15.00–17.00 arasında yapılır. Plaza Hotel’in Palm Court salonunda ikindi çayıyla birlikte kremalı kekler ve tereyağlı çörekler sunulur. Chippendale tarzı döşenmiş bir yerde çay içmek isterseniz Carlyle oteline uğrayın. Hotel Pierre, sabit fiyatlı çay satılan mekânların en iyilerinden biridir. Waldorf–Astoria’da çay Devonshire kremasıyla gelir; Stanhope otelinin çay servisleri ise bir bütün öğünün yerini tutabilir. Yeni çay salonu zinciri Saint’s Alp’te, değişik çaylar deneyebilirsiniz. Mott Street No.51’de ve Times Square civarında şubeleri bulunan Saint’s Alp’te köpüklü, aromalı ve renkli çaylar, çekilmiş buzla dolu bardaklarda servis edilir. Japon usulü çay için Takashimaya mağazasının Tea Box adlı salonuna gidebilirsiniz. 

Kahveler ve Kekler 

Bir fincan sıcak kahveyi 75 cent’e istediğiniz kadar içmek üzere her diner, büfe ve kafede bulabilirsiniz. Yeni bir eğilim ise cappuccino, espresso ve sütlü kahve gibi değişik kahve çeşitlerini bulabileceğiniz kahve barlarıdır. Bazı dondurmacılar ve pastanelerde de kurabiyelerle servis edilen lezzetli kahve çeşitleri bulabilirsiniz. Caffè Vivaldi gibi güzel kafelerde mermer masalarda nispeten ucuz kahveler, çaylar ve tatlılar sunulur. Joe’da ise dünyanın en iyi espresso makinesi vardır. Caffè Dante ise, sıcak havalarda dışarıda oturmayı tercih eden öğrenciler tarafından çok sevilir. Çocuklara uygun ve rahat bir yer olan DT-UT’nin pek çok şubesi vardır. Avrupa tarzı bir açık hava kafesi olan Fledermaus Café’de South Street Seaport manzarası eşliğinde güzel kahveler içebilirsiniz. St. John the Divine’a bakan Hungarian Pastry Shop’ta Avusturya ve Macar mutfağından pek çok lezzet bulunur. Hotel Edison’daki Café Edison’ın Art Nouveau dekorunda, iyi fiyatlara yemek yiyebilirsiniz. Payard Patisserie’de ve daha pahalı bir yer olan Café Guy Pascal’da ise lezzetli Fransız pastaları vardır. Sant’ Ambroeus lezzetli tatlıları ve espresso barıyla lüks bir Milano kafesi görünümündedir. Dessert Delivery evlere tatlı ve pasta servisi yapar. Ayrıca buranın şık kafesinde oturarak ürünlerin tadına bakıp kahve içmek çok keyişi olur. Yakınlarındaki Victoria tarzı Serendipity 3, seçkin dondurmaları, kahvesi ve atıştırılacak yiyecekleriyle tanınır. Barnes & Noble Café, New York’un en büyük kitapçılarından birini gezerken kahve içip bir şeyler atıştırabileceğiniz bir yerdir. Mudspot, eskiden parlak turuncu renkli minibüslerinde sert kahveler satan bir çiftin açtığı yeni bir yerdir. Starbucks’ın ise, hoşunuza gitse de gitmese de, kentin her yerinde düzinelerce şubesi vardır. 


Kurallar ve Standartlar

Barlar genellikle 11.00’dan geceyarısına kadar açıktır. Bazıları ise yasalarca belirlendiği gibi 02.00 ya da 04.00’a kadar açık kalır. Çoğu barda “happy hour” uygulaması vardır; saat 17.00 ile 19.00 arası bir içki fiyatına iki içki ve ücretsiz yiyecekler sunulmaktadır. Barmenlerin, içkiyi fazla kaçırdığını düşündükleri müşterilere daha fazla servis yapmama hakkı vardır. New York barlarında sigara içmek yasaktır ve sadece sokakta veya havalandırmalı özel odalarda sigara içilebilir. Yasal olarak içki içme yaşı 21’dir ve bar çalışanları daha küçük olduğunuzdan şüphelenirlerse sizi kapı dışarı edebilirler ya da yaşınızı ispatlamak için bir kimlik kartı göstermek zorunda kalabilirsiniz. Çocuklar genellikle barlara alınmazlar. Hesap genellikle ayrılırken ödenir ve bahşiş beklenir. Bar çalışanları için bahşiş genellikle hesabın %10’u ya da içki başına 50 cent civarındadır. İçkiler genellikle ölçülerek hazırlanmaz, bu yüzden, daha büyük bir içki istiyorsanız bara eğilerek barmene bahşiş vermeniz yerinde olur. Eğer bir masada oturuyorsanız servis oraya yapılır ve daha fazla hesap ödemeniz gerekir. Herkese bir içki siparişi vermek pahalı olabilir. Bu yüzden 95 cl.lik ya da 190 cl.lik sürahilerde bira söylemek daha kârlı olacaktır. Kadınlara ücretsiz içki verilen barlardan sakının çünkü bu genellikle müşteri çekmek için kullanılan bir yöntemdir. New York publarının bazıları birkaç sene önce bu konuda yasalar çıkıncaya dek kadınları kabul etmiyordu. Bugün bile kadınlar bazı yerlerde tek başlarına içerlerken kendilerini rahatsız hissedebilirler. Otel barları, yalnız kadınlar için daha güvenli olacaktır. 

Ne İçilir?

New York barlarında istediğiniz her türlü alkollü içkiyi bulabilirsiniz; en popüler olanı ise buz gibi soğuk bir biradır. Sıradan barlarda genellikle büyük firmaların ürettiği Budweiser, Coors ve Miller ya da ihraç edilen Bass, Becks, Heineken ve Guinness gibi standart biralar satılır. Bazı barlar, özellikle de eski publar ve yeni şık barlar, daha geniş bira seçeneklerine, ithal biralara ve özel yapım biralara sahiptir. Bunlar arasında New York’un tek küçük bira imalathanesi olan Neptune’un ürünleri ve popüler Brooklyn Lager da vardır. Özellikle gençler arasında, küçük bira imalathanelerinin bu özel biralarına karşı artan bir ilgi vardır. Çoğunlukla, harika Avrupa (Alman, Belçika ve İngiliz) biraların üretildiği küçük bira imalathaneleri tercih edilir. Diğer popüler içkiler ise rom ve Cola, sek martini, İskoç viskisi ya da Bourbon (buzlu ya da buzsuz), votka tonik ve cin toniktir. New York’ta “şarap barı” kavramı yerini “zeytin barları”na ve Flute gibi şampanya barlarına bırakmıştır. Hemen hemen her barda şarap bulunur. 

Yemekler

Pek çok barda gün boyunca çeşitli yemekler sunulur. Bunlar genellikle burger, patates kızartması, salata, sandviç ve tavuk kanadı gibi atıştırılacak şeylerdir. New York barlarında ücretsiz hafif yemeklerle karın doyurmak için “happy hour”lar en uygun zamanlardır. Çoğu bar mutfağı gece yarısından hemen önce kapanır. 

Popüler Barlar

En gözde ve en modern barlardan biri olan BB’s’e girmek için uzun süre sıra beklemeniz gerekebilir. Bungalow 8’te sadece üyelere hizmet verilir ve çok ünlüdür. Lot 61 ve Suite 16 da şu sıralar popülerdir. Eğlenceli ve neşeli bir gece sonrası için West Village’deki Bar Six özel imalat biraları ve Fas mutfağından yemekleriyle iyi bir seçenektir. Şehrin aşağı kısmındaki SoHo Kitchen and Bar 400 kadar şaraptan oluşan uzun şarap listesi, çok çeşitli biraları, arka arkaya dizilmiş masaları, uzun tuğla barı ve iyi pizzalarıyla çok şık bir mekândır. Canlı SoHo–TriBeCa gece yaşamının gözlenebileceği diğer bir mekân Odeon’dur. Upper East Side’daki Swifty’s yüksek sosyetenin restoranlarda sıradan yemeklere aşırı fiyatlar ödemeden geceyi nasıl geçirdiklerini gözlemek için iyi bir ortamdır. Sigara tiryakilerini cezbeden yeni bir akım da cigar (puro) barlarıdır. Cigar Room at Trumpets’ta 36 çeşitten oluşan birinci sınıf bir puro mönüsü ve geniş bir İskoç viskisi listesi vardır. Buraya bağlı bulunan yemek odasında da sigara içilebilir. Kulübe benzer bir kütüphane görünümündeki Bar and Books’ta hafta sonları canlı caz müziği eşliğinde hafif yemekler atıştırabilir ve bir şeyler içebilirsiniz. Beekman Bar and Book da benzer tarz bir mekândır. 

Manzaralı Barlar

Art Deco Beekman Tower’ın 26. katına çıkarak, kent manzarası eşliğinde piyano müziği dinleyebilirsiniz. Peninsula Hotel’deki Pentop Bar and Terrace, Stone Rose Lounge ve Ritz-Carlton’daki (Battery Park) Rise da harika yerlerdir. Sıcak havalarda, Midtown’da bir açık hava kafesi olan BP Café’ye gidebilirsiniz. Tavern on the Green’den görünen Central Park manzarası muhteşemdir. İç mekânın dekorasyonu biraz abartılıdır fakat bahçe harikadır. 

Tarihi ve Edebi Barlar 

Sadece tek bir New York barını deneyecekseniz, bu kesinlikle eski bir İrlanda salonu olan McSorley’s Old Alehouse olmalıdır. 1854’ten beri aynı yerdedir ve New York’un en eski barlarındandır. İyi bir bira listesi ve lezzetli öğle yemekleri vardır. Ear Inn SoHo bölgesindeki ilk barın açıldığı 1812 tarihinden beri faaliyettedir. Dar, karanlık ve ahşap barlı bu otantik mekân yazarların ve şairlerin uğrak yeridir. Şehrin en eski barlarından bazıları Greenwich Village’dedir. İçki yasağı döneminin gizli içki satılan meyhanelerinden olan Chumley’s bunlardan biridir. Ortasında yanan ateş kışları sıcacık bir ortam sağlar. Bir zamanlar Dylan Thomas’ın sık sık gittiği White Horse Tavern 1880’den beri aynı yerdedir, edebiyatla ilgilenenler ve üniversite öğrencileri arasında tanınır. Sıcak havalarda açılan bir açık hava kafesi de vardır. Peculier Pub dünyanın dört bir yanından 360 çeşit birasıyla biraseverlerin cennetidir. Ancak bazen kaba ve huysuz olan personele katlanmanız gerekebilir. 

Financial District’teki hoş, turistlere yönelik Fraunces Tavern 1719’da açılmıştır. Bir diğer tarihi mekân ise Gramercy Park bölgesindeki Pete’s Tavern’dır; saat 02.00’a kadar çok kalabalıktır. Victoria döneminden kalma eşyaları, Pete’s Ale diye bilinen ev yapımı birası ve diğer bira çeşitleriyle tanınır. Aynı bölgedeki 1892 tarihli Old Town Bar tipik bir İrlanda barıdır ve şimdilerde reklam sektöründen kişilerin uğrak yeridir. Eski günlerdeki kadar olmasa da Sardi’s hâlâ New York Times muhabirlerinin en gözde buluşma noktasıdır. Duvarlardaki “kim kimdir” karikatürlerini görmek ve ikinci kattaki barda servis edilen çeşitli içkileri tatmak için buraya uğramaya değer. New Yorklular, iş çıkışında, 1890 tarihli P. J. Clarke’s’a gelirler. İrlandalı barmenlerin çalıştığı bu yer son derece kalabalık olur. Yine, East Side’da bulunan Elaine’s, edebiyat dünyasından insanların uğrak yeridir. Toplantı ve kutlamaların yapıldığı Elaine’in masasına yakın oturun. Yemekleri çok iyi değildir. 

Müzisyenler ve sanatçıların rağbet ettiği, Carnegie Hall yakınındaki P. J. Carney’s 1927’den beri hizmet vermektedir. Mönüsünde İrlanda biraları ve shepherd’s pie vardır. 

Gençler için

Ev biralarının sunulduğu birahaneler genellikle 20-30 yaş arası gençlerle doludur. Bu barlarda çok çeşitli ev yapımı ve ithal bira bulunabilir. Chelsea Brewing Company Hudson Irmağı’na tepeden bakan Chelsea Piers spor kompleksinde bulunur ve büyük, eğlenceli bir birahanedir. Hemen yakınlardaki Heartland Brewery bazılarına göre en iyi birahanedir. Burası çok kalabalıktır ve India Pale Ale de dahil olmak üzere beş çeşit birası vardır. Biralar çeşitli meyvelerle tatlandırılır. Westside Brewing Company kentin yukarı bölgesindedir ve gençler ile çevre sakinlerinin mekânıdır. Ev biraları ve meyveli biralarıyla ünlüdür. Burp Castle’da bulabileceğiniz 170 çeşit Belçika fıçı ve şişe birası da (biraz pahalı da olsa) denemeye değer. 

Manchester, yurt özlemi çeken Britanyalılarla doludur. Sıcak bir bar ortamında Watneys veya Newcastle Brown Ale fıçı biraları gibi 18 çeşit birayı ve New York’ta başka yerde bulamayacağınız 40 çeşit şişelenmiş birayı bulabilirsiniz. 

East Village’deki kalabalık d.b.a.’de bazıları küçük imalathanelerin olmak üzere 14 çeşit fıçı birası ve 50 çeşit viski bulunur. Kentin yukarı bölgesindeki bir diğer popüler mekân Brother Jimmy’s BBQ’dur. Burada eski güney usulü barbekü pirzolalardan tadabilirsiniz. Brooklyn’de iki tane şubesi olan Park Slope Brewery Company 12 çeşit ev yapımı birası ve baharatlarla tatlandırılmış biralarıyla özellikle gençler tarafından tercih edilir. Ayrıca harika bar yemekleri ve canlı bir ortamı vardır. 

Bekârlar İçin

Yeni insanlarla tanışmanın en iyi yollarından biri oldukça yaygın olan, bekârlara yönelik barlardır. Bunlar özellikle East Side’da yoğun olmak üzere şehrin her tarafına yayılmış durumdadır. Fiyatlar yüksek olabilir; bir biranın fiyatı bazen 3$’ın üzerindedir. Art Deco tarzı Beer Bar ilginç bira listesi ve birayla iyi gidecek yemeklerin bulunduğu mönüsüyle yeni bir mekândır. Live Bait’te yalnız insanları izlemek ilginç olabilir; güney yemekleri çok iyidir. 

Eşcinseller için

Eşcinsel barları genellikle Greenwich Village, SoHo, East Village, Chelsea ve Murray Hill’dedir. Sadece lezbiyenlere yönelik barlar ise Greenwich Village ve East Village’de bulunur. Buraların son listeleri için Native ve Village Voice’a göz atın ya da Gay and Lesbian Switchboard’u arayın. 

Otel Barları

Kent merkezindeki Algonquin Hotel 1920’lerde ve 30’ların başında edebiyatçıların uğrak yeriydi. Bu oteldeki Lobby Bar ve Blue Bar, yemek yemeden veya tiyatroya gitmeden önce sakin bir ortamda içki içmek için çok uygundur. Royalton Hotel’in lobisindeki yuvarlak ve şık bar, tiyatroya gidenlerin giriş çıkışlarının izlenebileceği mükemmel bir yerdir. Burası aynı zamanda Conde-Nast çalışanlarının buluşma yeridir. Theater District’teki Paramount Hotel’de bulunan Whiskey Bar’da zeminden tavana kadar pencereler vardır; müşteriler genellikle moda ve tiyatro dünyasının ünlü simalarıdır. Lower Midtown’daki Sun Garden, camekânlı, kademe kademe yükselen mekânı ve öğleden sonraları içeri dolan güneş ışığıyla çok hoş bir ortamdır. Waldorf–Astoria’daki Bull and Bear’in geçmişi içki yasağı dönemine kadar dayanır. Burada birçok egzotik içkinin yanı sıra Bull and Bear fıçı birası da bulunur. Kentin yukarı bölgesindeki Plaza Hotel’in Oak Room’u etkileyici bir mekândır ama çok da pahalıdır. St. Regis Hotel’deki şık King Cole Room, adını barın arkasındaki duvar resminden alır. Essex House Hotel’deki Journeys, bir İngiliz barı havasındadır. Warwick Hotel’deki Randolf’s ise özellikle “happy hour” sırasında çok caziptir. Maritime Hotel’deki Maritime Lobby Bar, kış aylarında yakılan devasa ateş ve yaz aylarında açılan terasıyla genç ve havalı insanların uğrak yeri olur. Ian Shrager’ın Hudson Hotel’indeki cam zeminli Lobby Bar her zaman gözdedir. Bir ‘W’ otelinde bulunan Rande Gerber’ın Whiskey Blue barında Sex and the City ’de gördüğünüz insanlarla içki içebilirsiniz.

NEW YORK’DA ALIŞVERİŞ

New York’u ziyaret eden herkes kaçınılmaz bir biçimde alışveriş planları da kurar. Şehir, dünyanın tüketim başkentidir: Göz kamaştırıcı vitrinler ve ürünler, sonsuz bir eğlence, yani bir alışveriş düşkününün hayal edebileceği her şey buradadır. Burada son moda giysilerden az bulunan çocuk kitaplarına, her türlü elektronik eşyaya ve iştah açıcı egzotik yemeklere kadar her şey bulunabilir. Eğer bir hoverkraft, karanlıkta okuma gözlüğü, evcil hayvanınız için tasarım harikası bir yatak ya da bir Wurlitzer müzik kutusu almak istiyorsanız, New York sizin şehrinizdir. İster 50.000 dolarınız isterse 5 dolarınız olsun, burası bu parayı harcayabileceğiniz en iyi yerdir. 

Hesaplı Alışveriş

New York ev eşyalarından özel tasarım giysilere kadar pazarlıkla olağanüstü indirimler sağlayabileceğiniz bir şehirdir. En iyi mağazaların çoğu Lower East Side’daki Orchard Street ve Grand Street üzerindedir ve etiket fiyatlarının %20-50’sine satış yaparlar. Giysilerin yanı sıra, masa örtülerinden ayakkabılara, mobilyalardan elektronik eşyalara kadar aklınıza gelebilecek her şeyi bulabilirsiniz. Bu bölgedeki mağazalar Yahudilerin kutsal Sebt günü olan Cumartesi günleri kapalıdır fakat Pazar günleri genellikle açıktır. 

Giysi alırken pazarlık yapmayı sevenler için bir diğer cazip bölge, kabaca Sixth ve Eighth Avenue ile 30th ve 40th Street arasında kalan Garment District’tir. Bu bölgenin merkezi konumundaki Seventh Avenue 1970’lerin başında Fashion Avenue olarak biliniyordu. Burada birçok tasarımcının ve üreticinin sergi salonları vardır ve bazıları halka açıktır. Aynı zamanda ilanlarla duyurulan indirimler de yapılır. Bu mağazaları ziyaret etmek için en iyi günler armağanların alındığı tatillerdir. 

İndirim

New York’ta en çok göreceğiniz sözcüklerden biri “Sale”, yani indirimdir. Bu yüzden alacağınız bir şeyin parasını ödemeden önce indirimli ürünleri kontrol edin. En iyi indirimler, New York’un indirimli satış sezonu olan, Haziran ortası-Temmuz sonu ve 26 Aralık-Şubat arasındaki dönemlerde bulunur. Bilgi için yerel gazetelere bakın. Fifth Avenue boyunca “Lost Our Lease” (tasfiye nedeniyle indirimli satışlar) ilanları genellikle müşteri çekmek için kullanılan bir yalandır; buna dikkat edin. 

Ödeme Yaparken

Pek çok mağazada belli başlı kredi kartları kabul edilir ama bir komisyon ödemeniz gerekebilir. Seyahat çeklerinizi kullanmak için kimlik göstermeniz gerekir. Başka bir para birimindeki çekler ise kabul edilmez. Bazı mağazalarda indirim sırasında sadece nakit kabul edilir. 


Eğer mağazaları tek başınıza dolaşmaya cesaret edemezseniz, New York’taki birçok alışveriş turundan birine katılabilirsiniz. Bu turlarla büyük alışveriş merkezleri dışında tasarımcıların sergi salonlarını, müzayedeleri ve moda gösterilerini görebilirsiniz. Bazı tur operatörleri turu sizin gereksinimlerinize göre de düzenleyebilirler. 

Alışveriş Merkezleri

New York’un büyük alışveriş merkezlerinin çoğu Manhattan’dadır. Alışveriş için epey geniş zaman ayırın çünkü bu mağazalar şaşılacak derecede büyüktür. Eğer mümkünse hafta sonlarından ve tatillerden kaçının, çünkü kalabalıktan bunalabilirsiniz. Fiyatlar genellikle yüksektir ama indirim sırasında ucuz ürünler bulabilirsiniz. 

Saks Fifth Avenue, Bloomingdale’s ve Macy’s gibi mağazalarda, alışverişi sizin yerinize yapmak da dahil olmak üzere çok çeşitli hizmetler sunulur. Ama bu yüzden hayatınızın alışveriş tecrübesini de kaçırabilirsiniz. 

Barney’s New York, kariyer sahibi genç New Yorkluların favorisidir. Harika ama pahalı özel tasarım giysilerde uzmanlaşmıştır; World Financial Center’da yalnızca erkeklere yönelik bir şubesi vardır. 

Bergdorf Goodman lüks ve çok şıktır. Kaliteli giysiler, yüksek fiyatlara satılır. Avrupalı tasarımcılar üzerinde uzmanlaşmıştır. Erkek giysileri satılan mağazası ise sokağın hemen karşısındadır. 

Hemen hemen New York’a gelen her turistin görülecek yerler listesinde Bloomingdale’s de vardır. “Bloomies” göz alıcı vitrin düzenlemeleri ve çekici ürünleriyle alışveriş merkezlerinin yıldızıdır. Lüks bir Ortadoğu pazarı görünümündedir. Son moda giysiler arayan zengin New Yorklular buraya gelir. Bloomingdale’s aynı zamanda ev eşyaları ve lezzetli yiyecekleriyle de ünlüdür; tamamen havyara ayrılmış bir gurme bölümü bile vardır. Le Train Bleu adında, Queensboro Köprüsü’nün manzarasına nazır, ünlü bir restoranı ve indirimli tiyatro biletlerinin satıldığı bir acenta gibi çok çeşitli ve hoş alışveriş hizmetleri vardır. 

Henri Bendel’s’de Art Deco mücevherlerden el yapımı ayakkabılara kadar aradığınız her şey paha biçilemez bir sanat eseri gibi sergilenir. 1920’lerin tarzındaki bir dizi butikte kadın modası konusunda çok fazla seçenek ve pek çok yaratıcı ürün bulabilirsiniz. 

Lord & Taylor kadın ve erkek modası konusunda daha muhafazakâr bir çizgi izleyen bir mağazadır. Mağazada genellikle Amerikalı tasarımcıların ürünleri satılır. Burada dolaşmak için güçlü bacaklara, rahat ayakkabılara ve bol vakte ihtiyacınız olacaktır. 

Macy’s dünyada tek başına bu kadar büyük bir alanı kaplayan tek mağazadır. Bir blokun tümüne yayılmış durumdadır. On katlıdır ve konserve açacağından dev ekran televizyonlara kadar her şey satılmaktadır. 

Saks Fifth Avenue, stil ve şıklıkla eşanlamlıdır. Hizmetiyle New York’un en iyi alışveriş merkezlerinden biri olduğu uzun zamandır kabul edilmektedir. Erkekler, kadınlar ve çocuklar için üretilmiş harika giysileriyle meşhurdur. 

New York’a Özgü Alışveriş

New York öyle bir şehirdir ki her türden mağaza, çok farklı ilgi alanlarına yönelik bile olsa, tüketicilerin ilgisini çeker. Şehrin her tarafına yayılmış düzinelerce küçük dükkânda, kelebekler ve kemiklerden geleneksel Tibet hazinelerine ve İrlanda’nın ulusal simgesi olan yoncaya kadar sayısız farklı ürün satılır. Bir köşeyi dönünce böyle bir mağazaya rastlamak New York’ta alışveriş yapmanın en eğlenceli kısmıdır. 



İthal Malların En İyileri 

New York değişik kültürlerin ve etnik grupların bir arada bulunduğu bir şehirdir ve bu grupların hepsi şehirde bir şekilde kendi izlerini bırakmıştır. Çeşitli bölgelerde bu gruplara ait yiyeceklerin ve ürünlerin satıldığı mağazalar vardır. Eskimo sanatı üzerine ürünlerin sunulduğu Alaska on Madison ve Çin mobilyaları ile süsleme sanatı üzerine çalışan Chinese Porcelain Company bunların en ilginçleridir. Pearl River Mart, her çeşit Asya malının bulunabildiği, yıllardır hizmet veren bir mağazadır. Himalayan Crafts and Tours’da Tibet halılarından tablolarına kadar her şey vardır. Lower East Side’daki ufak ve sevimli Sweet Life’ta dünyanın her yerinden şekerlemeler bulunur. 

Things Japanese’de ise çok güzel elişi ürünler ve ilgi çekici kitaplar vardır. Bir Ukrayna mağazası olan Surma’da elle boyanmış yumurtalar ile keten kumaşlar satılır. Common Ground’da Amerika’ya özgü sepetler, dokumalar ve takılar; Astro Gems’de ise büyük bir takı koleksiyonu ve Afrika ve Asya’dan mineral örnekleri bulabilirsiniz. 

Moda

Eski püskü ama ucuz bir 501 kot veya Ivana Trump’ın giyebileceği bir balo giysisi arıyor bile olsanız, bunları New York’ta rahatlıkla bulabilirsiniz. Kent, Amerika’nın moda cennetidir ve konfeksiyon ürünlerinin tasarlanıp üretildiği başlıca yerlerden biridir. New York’taki sayısız giyim mağazası, tıpkı buradaki restoranlar gibi, şehirde barınan kültürlerin zenginliğini yansıtır. Zamandan kazanmak için her defasında tek bir bölgeyi gezin. Yine, bir alternatif olarak, büyük alışveriş merkezlerindeki son moda ürünlerin satıldığı butiklere uğramayı ihmal etmeyin. 

Amerikalı Tasarımcılar 

Pek çok Amerikalı tasarımcının ürünleri ya büyük alışveriş merkezlerindeki butiklerde ya da kendilerine ait mağazalarda satılır. Bu tasarımcıların en ünlüsü sofistike görünümlü hoş ve rahat kıyafetleriyle tanınan Geoffrey Beene’dir. Bill Blass, Amerikan modasının kralıdır. Hepsi de çok sevilen giysilerinde çok değişik renkler, çılgın desenler, şaşırtıcı şekiller ve espriler kullanır. Liz Claiborne’un tasarımları şık, sade ve makul fiyatlıdır. Burada kadınlar için tenis kıyafetlerinden işyerinde giyilen kıyafetlere kadar her şeyi bulabilirsiniz. Spor giysi tasarımlarıyla Ünlü Marc Jacobs’ın Greenwich Village’de kendi mağazası vardır. James Galanos ise sıradışı kıyafetleri zengin ve ünlülere yüksek fiyatlarla satar. Diğer uçta ise Betsey Johnson, çılgın partilere gidip insanlarla kaynaşmayı sevenler için dikkat çekici kıyafetler hazırlar. Donna Karan son yıllarda her yerde karşımıza çıkan bir isimdir. Siyah gece kıyafetlerinden spor kıyafetlere kadar büyük tasarımları basit, şık ve çok hoştur. Calvin Klein ise artık piyasadaki yerini bulmuştur; iç giyim, kot ve birçok giysinin yanı sıra güneş gözlükleri de tasarlamaktadır. Rahat ve vücuda iyi oturan tasarımları her zaman son modadır. Ralph Lauren, aristokratlara layık ve pahalı giysileriyle yüksek sosyetenin bir numaralı ismidir. Joan Vass ise orta fiyatlı fakat etkileyici, renkli ve yenilikçi trikolarıyla tanınır. 

Düşük Fiyatlı Tasarımcı Giysileri 

Eğer tasarımcıların elinden çıkma giysileri düşük fiyata bulmayı istiyorsanız Designer Resale, Encore ve Michael’s’da hemen hemen her çeşidi bulabilirsiniz. Bu mağazalarda Oscar de la Renta, Ungaro ve Armani gibi tanınmış tasarımcıların ürünleri satılır. Bu mağazalarda satılan giysilerin bazıları yeni, bazıları da ikinci eldir. Fakat hepsi mükemmel ya da mükemmele yakın durumdadır ve çoğu daha önce hiç giyilmemiştir. Lower Manhattan’daki Century 21 Department Store eski yerinde tekrar açılmıştır. Burada Avrupalı ve Amerikalı tasarımcıların giysileri kimi zaman %75’e varan indirimlerle satılır. 

Elektronik Eşyalar ve Fotoğraf Malzemeleri

New York’ta rekabete en açık olan yerler belki de elektronik eşya mağazalarıdır; aradığınız şeyin daha ucuzunu mutlaka başka bir yerde bulursunuz. Elektrikli aletler alıyorsanız voltaj ve format açısından uygun olmalarına dikkat edin; ABD’de farklı standartlar uygulanmaktadır. Hem amatör hem de profesyonel fotoğrafçılar B & H Photo’da aradıklarını bulabilirler. CompUSA’deyse bilgisayar malzemeleri satılır. J&R Music World’deki ürünler son derece ucuzdur. Wiz’de pek çok ekipmanın yanı sıra oyunlar da vardır. Gazetelerde indirim ilanlarını görebileceğiniz Willoughby’s’de indirimli fotoğrafçılık malzemeleri bulunur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

© Tüm Hakkı Saklıdır 2018 | Turizm Atölyesi - Created By KCAN Co.